OnlineTerapist Logo
Paylaş
Üye Girişi
E-posta:
Şifre:
*
Ücretsiz Üye Olun!
Hakkımda Online Terapi Yüzyüze Terapi Ücretler Randevu İletişim Bilgileri
İletişim Bilgileri
DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI
 
 
 

Depresyon sözcüğünün Latince kökü ‘depressus’tur. Aşağı doğru bastırmak, çekmek, bitkin, gamlı, kederli anlamına gelir.

Klinik depresyon, duygularınızı, aile ve arkadaşlarınızla ilişkinizi, işinizi ve yaşama bakışınızı dramatik bir biçimde değiştirir. İhmal edilirse evliliği, arkadaşlıkları, mesleki kariyeri bozabilir. Tedavi edilmediği takdirde umutsuzluk ve hayatın yaşamaya değmediği duygusu uyandırabilir. Bazı hastalarda intihara dahi yol açabilir. 

Klinik depresyonu olan kişiler ya süreğen bir mutsuzluk, ya gündelik aktivitelerde ilgi kaybı yada her ikisini birden yaşarlar. Belirtiler fiziksel, örneğin uyku düzeninde değişme gibi olabilir. Depresif kişiler gece iyi uyuyamazlar yada sabah çok erken saatte uyanabilirler ve yeniden uykuya dalamazlar. Bazı kişiler de aksine çok uyuyabilirler. Diğer bir fiziksel belirti de kilo kaybı yada alımına yol açan iştah değişikliğidir. Hastalar yeterince dinlenmelerine karşın her zaman bitkin hissedebilirler. Fiziksel aktiviteleri de artmış yada azalmış olabilir. Belirtiler zihinsel fonksiyonlarla da ilgili olabilir, örneğin konsantrasyon güçlüğü yada karar vermekte güçlük gibi. Duygularda da sorunlar olabilir; örneğin kendini değersiz yada suçlu hissetme, intihara yol açabilecek umutsuzluk gibi.  Klinik depresyonla ilişkili olabilen başka belirtiler de vardır: Bazı depresif kişiler çoğu zaman gergin hissederler yada gerginliklerini fiziksel belirtiler şeklinde yansıtabilirler. Örneğin çarpıntı, terleme, titreme gibi. Bazıları da örneğin baş ağrısı, mide ağrısı, sırt ağrısı gibi süreğen ağrı hisseder. Depresyonu olan herkeste bu belirtiler tümüyle ya da aynı şiddette olmayabilir. Eğer bir kişide aşağıda sıraladığımız bu belirtilerden dört ya da daha fazlası varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir uzmana başvurması gereklidir.

Sürekli olarak üzgün ya da "boş" hissetme.

Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk ya da değersizlik duyguları.

Madde kötüye kullanımı.

Halsizlik ya da günlük işlere karşı ilgide, cinsel istekte azalma.

İştah ve uyku düzeninde bozulma.

Sinirlilik, kolayca ağlama, kaygı ve korkular.

Konsantrasyonda azalma, unutkanlık ve karar vermekte güçlük.

İntihar düşünceleri, intihar planı ya da girişimi.

Uzun süreli, tedaviye yanıt vermeyen bedensel şikayetler, ağrılar.

 

Diğer hastalıklar gibi klinik depresyonunda da özgül bir fizyolojik mekanizması vardır. Depresyonun umut verici yanı tedavi edilebilir olmasıdır. Fakat talihsiz yönü ise, depresyonda olan kişilerin çoğunun tıbbi yardım almayı düşünememeleri ve bunun sonucunda da yaşamlarında başa çıkamayacak değişiklikler olmasıdır.

 
Klinik depresyonu olan çoğu kişi kendini yalnız hisseder. Kendilerinin bu hastalıktan dolayı acı çeken tek kişi olduklarını sanırlar. Aslında klinik depresyon oldukça yaygın bir hastalıktır.

 

Depresif bozukluk gündelik yaşamınızı bozar ve çok yoğun, gereksiz acı ve ızdıraba yol açar. Duygularınızı, aile ve arkadaşlarınızla ilişkinizi, işinizi ve yaşama bakışınızı dramatik bir biçimde değiştirir. İhmal edilirse evliliği, arkadaşlıkları, mesleki kariyeri bozabilir.

 

Yaşam boyu prevalansı genel olarak %15, kadınlar için %25 olan ciddi ve yaygın bir hastalıktır. Genel gözlem bu hastalığın ülke yada kültürel farklılıklardan bağımsız olarak kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görüldüğü şeklindedir. Bu durumun hormonal farklılıklara, doğum yapmaya, çeşitli psikososyal stresörlere maruz kalmaya bağlı olarak gelişebileceği düşünülmektedir.  Kadınlarda depresyonun görülme sıklığı erkeklerdekinin iki katıdır. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesinde, hormonal faktörler örneğin menstrüel siklus değişiklikleri, hamilelik, düşük yapma, doğum sonrası dönem, menopoz öncesi ve menopoz rol oynayabilir. Pek çok kadın ayrıca hem evde hem de işteki sorumluluklar, tek ebeveyn olma, çocukların ve yaşlanan ebeveynlerinin bakımı gibi ek stres faktörleriyle karşı karşıyadır.

 

Kadınlar özellikle bir bebek dünyaya getirdikten sonraki dönemde depresyona duyarlıdır. Hormonal ve fiziksel değişiklikler, yeni bir canlının sorumluluklarıyla birleşince bazı kadınlarda doğum-sonrası depresyona yol açabilir. Geçici ‘’hüzün’’ yeni annelerde yaygın olmakla birlikte, klinik depresyon olağan bir durum değildir ve aktif müdahale gerektirir. Anne bir hekim tarafından izlenirken, ailenin de duygusal açıdan kendisine destek olması, kadının toparlanması ve kendine ve çocuğuna ilgi gösterebilmesi için çok önemlidir.

 

Erkekler kadınlara göre daha az sıklıkta ‘depresyon’ nedeniyle tedavi için başvururlar. Depresyon erkeklerde tipik olarak umutsuzluk, çaresizlik olarak değil de, aşırı sinirlilik, öfke, kendine güvensizlik şeklinde kendini gösterir. Bu nedenle de teşhis edilmesi güç olabilir. Bir erkek depresyonda olduğunu fark etse bile, bir kadına göre yardım alma konusunda daha isteksiz davranır. Erkeklerin depresyonu çoğunlukla alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı ile ya da sosyal açıdan daha kabul edilebilir olan aşırı yoğun çalışma temposu ile maskelenir. Oysa depresyona bağlı olarak kadınlarda intihar girişimi sıklığı daha yüksek olmakla birlikte, erkeklerde ölümle sonuçlanan intihar girişimi oranı kadınlardakinin dört katıdır. Depresyon ayrıca erkeklerde fiziksel sağlığı kadınlardan daha farklı biçimde etkiler. Yeni yapılan bir araştırma depresyonun kadın ve erkeklerin her ikisinde de kalp damar hastalığı riskini artırdığını, ancak yalnızca erkeklerde ölüm oranlarını artırdığını ortaya koymuştur.

Erkeklerin depresyona girmeleri durumunda, tedavi için başvurma noktasında aile üyelerinin cesaretlendirmesi ve desteği çok önem kazanmaktadır.

 

Duygudurum Bozukluklarını DSM-IV Tanı Ölçütleri’ne göre beş ana grupta toplayabiliriz:
 

*Depresif Bozukluklar

-          Majör Depresif Bozukluk

-          Distimik Bozukluk

-          Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk
 
 *Bipolar Bozukluklar
            -          Bipolar I Bozukluk

-          Bipolar II Bozukluk

-          Siklotimik Bozukluk

 

 *   Genel Tıbbi bir Duruma Bağlı Duygudurum Bozukluğu
   Madde Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu 
*     Başka Türlü Adlandırılamayan Duygudurum Bozukluğu

 


Copyright 2007 © Onlineterapist.com - Tüm Hakları Gizlidir. Gizlilik ve Güvenlik    Tüketici Hakları    Tüketici Yasası