OnlineTerapist Logo
Paylaş
Üye Girişi
E-posta:
Şifre:
*
Ücretsiz Üye Olun!
Hakkımda Online Terapi Yüzyüze Terapi Ücretler Randevu İletişim Bilgileri
İletişim Bilgileri
KONVERSİYON BOZUKLUĞU
 
 
 

Konversiyon Bozukluğu, kişinin duygudurum problemlerini kendisine dahi ifade etmemesi neticesinde gelişen fiziksel semptomlardır.  Konversiyon Bozukluğu organik bir neden olmaksızın genellikle hareket duyu ve nörovejetatif sistem organlarında ortaya çıkan işlev yitimi, azalması ya da çoğalması olarak da tanımlanabilir. Konversiyon Bozukluğu hastaları şikayetlerinin kökeninde psişe ile ilgili problemlerin olduğunun farkında değildirler. Bu şikayetler istemsiz olarak ortaya çıkar. Şikayetler koordinasyon ya da denge bozukluğu, felç ya da bölgesel güçsüzlük, yutma güçlüğü ya da “boğazda yumru”, konuşma zorlukları ve idrar yapamama, dokunma ya da ağrı duyumu kaybı, çift görme, körlük, sağırlık, muhtelif hallüsinasyonlar şeklinde kendisini gösterebilir.

 

 

DSM-IV-TR’a göre Konversiyon Bozukluğu:

 

  1. İstemli motor ya da duyu işlevlerini etkileyen, nörolojik ya da diğer bir genel tıbbi durumu düşündüren bir ya da birden fazla semptom ya da defisitin olması
  2. Bu semptom ya da defisite psikolojik etkenlerin eşlik ettiği yargısına varılır, çünkü bu semptom ya da defisitin başlaması ya da alevlenmesi öncesinde çatışmalar ya da diğer stres etkenleri vardır.
  3. Bu semptom ya da defisit amaçlı olarak ortaya çıkatılmamakta ya da bu tür semptomları varmış gibi davranılmamaktadır (Yapay Bozuklukla ya da Simülasyonda (Temaruz) olduğu gibi).
  4. Yeterli bir incelemeden sonra, bu semptom ya da defisit genel tıbbi bir durum ya da bir madenini doğrudan etkileri ile ya da kültürel olarak uygun bulunan bir davranış ya da yaşantı olarak tam açıklanamaz.
  5. Bu semptom ya da defisit, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli bir işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur ya da tıbbi değerlendirmeyi gerektirir.
  6. Bu semptom ya da defisit ağrı ya da cinsel işlev bozukluğu ile sınırlı değildir, sadece Somatizasyon Bozukluğunun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

 

Semptom ya da defisitin tipini belirtiniz:

    • Motor Semptom ya da Defisit Gösteren (örn. Koordinasyon ya da denge bozukluğu, paralizi ya da lokalize güçsüzlük, yutma güçlüğü ya da “boğazda yumru”, afoni ve üriner retansiyon)
    • Duyu Semptomu ya da Defisiti Gösteren (örn. Dokunma ya da ağrı duyumu kaybı, çift görme, körlük, sağırlık ve hallüsinasyonlar)
    • Katılmalar ya da Konvülsiyonlar Gösteren: İstemli motor ya da duyu komponentleri olan konvülsiyonlar ya da katılmaları kapsar
    • Karışık Görünüm Sergileyen: Birden fazla kategorinin semptomları varsa

 

 

 

Konversiyon Bozukluğu hastaları içsel çatışmalarını bu yolla dolaylı olarak çözümlerler. Kişi ifade edemediği bilinçaltı içsel çatışmasını ya da çatışmalarını, yadsıma, bastırma ve yer değiştirme olarak kendisini gösteren savunma mekanizmaları ile fiziksel semptoma dönüştürür.

Bunun yanı sıra kişi çevresi tarafında hasta olması neticesinde zorunluluklarından ve onu zorlayan yaşam koşullarından sorumlu tutulmaz. Hastalığı nedeniyle çevresinden normal zamanlarda alamadığı ilgi ve desteği alır. Bu sayede kişi hastalığı sayesinde çevresini kontrol edebildiğini keşfeder ve kontrol eder. Özellikle bu durum kişinin çevresi tarafından desteklenirse, konversiyon belirtileri pekişir ve süreğenleşir.

 

Bu birincil ve ikincil kazancın yanı sıra “güzel aldırmazlık” denen özel duygulanım bozukluğu izlenir. Hasta belirtilerinden bahsederken sanki başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız kalır. İşte, Charcot’un tanımlamış olduğu “güzel aldırmazlık,” yani belirtiye karşı aldırmazlık, hatta hoşnutluk durumunu, konversiyon mekanizmasının sağlamış olduğu bu birincil kazançla anlayabiliriz.

 

Bir çok KB hastasında belirtiler zamanla kendiliğinden kaybolur. Bunun oluşabilmesi için KB hastasının ikincil kazançları çevresi tarafından ortadan kaldırılmalıdır. Tedavide ailenin doktorla işbirliği özellikle ikincil kazancın süreğenleşmemesi açısından çok önemlidir.

 

Kişilerin neden Konversiyon Bozukluğu geliştirdiklerine dair nedenler çok etkenlidir. Psikanalitik yaklaşım konversiyonun bilinçaltı çatışmaların neden olduğu karmaşaların bedensel olarak ortaya çıkması olarak tanımlar. Bunun yanında, kişinin kendisini kelimelerle ifade edememesi neticesinde fiziksel semptom oluşturduğu da başka bir yaklaşımdır. Bu konuda yapılan çalışmaların çoğunda Konversiyon Bozukluğu psikolojik, biyografik ve kişilik faktörleri açısından incelenmiştir. Az sayıda çalışma organik sebeplere odaklanmıştır.  Konversiyon Bozukluğu’nun oluşunda öğrenmenin de önemi vurgulanır. Ayrıca çevresel etkenlerin de rolü büyüktür. Kültürle ilgili çevresel etkenler de Konversiyon Bozukluğu’nda önemlidir. KB öğrenim düzeyi daha düşük olan kırsal bölgelerde kentlere göre daha sık görülür.  Ebeveyn, eş ya da evlat kaybı neticesinde sağlıklı yaşanamayan yas süreçlerinin sıklıkla Konversiyon Bozukluğu oluşturduğunu görülebilir. Yalancı nöbet oluşumunda yaşam öyküsünde cinsel istismar öyküsünün bulunması önem taşır. Nöropsikolojik test bulguları her iki hemisferde de bozukluk olduğunu gösterir Konversiyon Bozukluğu hastalarında.

 

Konversiyon Bozukluğu batı ülkelerine oranla ülkemizde daha sık görülür. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görülür. Her yaşta görülebilen bir bozukluk olan KB en sık 10-35 yaşları arasında görülür. Düşük sosyoekonomik koşullar, düşük öğrenim seviyesi, içgörü blokajı ve düşük zeka düzeyi risk faktörleridir.

 

Konversiyon Bozukluğu kişin aile, iş ve sosyal yaşamında sorunların oluşmasına yol açar. Kişi sorumluluklarını yeterince yerine getiremez ya da ikincil  kazanç nedeniyle getirmez.

 

Bu hastalığın belirtileri ilk kez M.Ö. Mısırlılar tarafında tanımlanmış ve nedeninin beden içinde dolaşan rahim olduğu ifade edilmiştir. Bu bozukluğun cinsel doyumsuzluktan kaynaklandığı düşüncesi ilk olarak İlkçağ Yunan uygarlığı dönemine dayanır. ‘Histerik Nevroz’ veya ‘Doyurulmamış Rahim’ olarak adlandırılmıştır o dönemde Konversiyon Bozukluğu. Histeri sözcüğü Yunanca’da dölyatağı, rahim anlamındadır. Hippokrat’tan 16. Yüzyıl’a kadar (Platon, Galenus, Calse, İbn-i Sina) histeri, “uterusun isteklerinin neden olduğu bir hastalık” olarak tanınmıştır.

19.YY ise bu bozukluğun organik bir hastalık olduğu ifade edilmiş ve ‘Grand Hysteria’ adı ile litaratürde ifade bulmuştur. Konversiyon ifadesini ilk kullanan Sigmund Freud’tur. Freud’a göre, bilinçaltında bastırılmış düşünceler dönüştürme mekanizması kullanılarak kişide bu bozukluğu oluşturur.

 

Belirtilerin aniden ortaya çıktığı durumlarda, o dönemde kişi ağır stres altında ise ve belirtiler bu nedenle ortaya çıkmışsa, altta yatan başka psikiyatrik hastalık veya bedensel hastalık yok ise sonuç genelde iyidir. Hastaların %25 inde ise tedaviye rağmen belirtiler devam edebilir. Konversiyon hastalarının 1/3’ünde bayılma belirtilerinin yanında bedensel belirtiler de olur ve bu belirtiler somatizasyon bozukluğu olarak adlandırılır.

 

Konversiyon Bozukluğu yaşayan hastalar sıklıkla kuvvetli stresorlar neticesinde oluşan bayılma, dil tutulması, felç, körlük, sağırlık gibi şikayetlerle hastanelerin acil servislerine başvururlar. Bu yakınmalarla başvuran hastalar elbette ki önce nörolojik bir bozukluk ihtimali ile kontrol altına alınırlar. Gerekli fiziksel tetkikler neticesinde herhangi bir patolojiye rastlanmaması durumunda Konversiyon Bozukluğu ile ilgili teşhis ve tedavi protokolü için psikiyatrik muayene gündeme gelir.

Sonrasında farmakoterapi ve psikoterapiden oluşan bir tedavi protokolü uygulanmalıdır. Psikodinamik yaklaşım ile bu tepkilerin altında yatan problemlere ulaşılıp bunların sağlıklı boşaltımı ya da baş etme teknikleri hasta ile birlikte oluşturulmalı ve hastanın kendisini kelimelerle ifade etmesi sağlanmalıdır. Tedavide ailenin işbirliği özellikle ikincil kazanç nedeniyle çok önemlidir.

 


Copyright 2007 © Onlineterapist.com - Tüm Hakları Gizlidir. Gizlilik ve Güvenlik    Tüketici Hakları    Tüketici Yasası