OnlineTerapist Logo
Paylaş
Üye Girişi
E-posta:
Şifre:
*
Ücretsiz Üye Olun!
Hakkımda Online Terapi Yüzyüze Terapi Ücretler Randevu İletişim Bilgileri
İletişim Bilgileri
Makaleler
 

DEPRESYON

   Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları,düşünce ve hareketlerde yavaşlama, boşluk duyguları ve bazı durumlarda zihnin ölüm ve ihtihar düşünceleri ile çok sık meşguliyeti ile semtomatize olur. Depresif bozukluk tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Bedeni, duygudurumu ve düşünceleri etkiler. Beslenme ve uyku düzenini, özalgılamayı ve düşünce işlevleri etkilenir.
Devamını Oku...


ERGENLİK

   Ergenlik yaşamın büyük değişimler içeren en zorlu dönemidir.
Devamını Oku...


INTERNETİN SOSYALLİĞE ETKİSİ

   Internetin hayatımıza kattığı sadece bilgiye kolay ulaşabilirlik değil.
Devamını Oku...


STRES

   Stres, organizmanın fonksiyonunu bozan bir baskı, zorlama ve engellenmedir. Psikolojik anlamda stres, kişiye özgü ve tek olan bireysel bütünlüğü zorlayıcı ve bozucu bir etkendir. İnsanı, yakın duygusal ilişkilerden uzaklaştıran, verimliliğini düşüren ve en önemlisi hayattan aldığı zevki azaltan bir kuvvettir. Stres, kişinin başetme yeteneğini aşan ya da zorlayan bir durum algılandığında ortaya çıkan otomatik tepkidir.
Devamını Oku...


VAJİNİSMUS

   Vajinismus vajinanın dış 1/3’lük kısmında yeralan kasların cinsel birleşme esnasında istemsiz kasılarak cinsel birleşmeyi engellemesidir. Cinsel birleşme esnasında kaslar kontrol edilemez ve kasılmanın önüne geçilemez.
Devamını Oku...


EŞLERİ TARAFINDAN BOŞANAN ERKEK SENDROMU

   Erkeklerin istek ve kararları dışında eşleri tarafından boşanmalarıdır. Erkekler eşlerini kendi erk alanları içinde gördükleri ve sistemlerini değiştirmek istemedikleri için, istekleri hilafına eşleri tarafından boşanmalarını erk alanlarına bir tehdit olarak algılarlar.
Devamını Oku...


KADININ BAĞIMSIZLIK KORKUSU

   Kadınlara, çocukluklarından itibaren nasıl bağımsız birey olacakları değil de, nasıl bağımlı kalacakları öğretilir. Kadından beklenen hep “iyi kız çocuğu”, “iyi ve düzenli öğrenci”, “iyi sevgili”, “iyi eş” ve “iyi anne” olmasıdır. Eğer kadın bu rolleri doğru bir şekilde yerine getirirse, babasının, ağabeyinin, eşinin, oğlunun kanatları altında olacak ve hep bakılıp korunacaktır. Bu ödüle layık olmak için kadın hep eksik ve yardıma muhtaç birisi, kendi kendine yetemez gibi algılanarak ve algılatılarak bu öğretilerle büyütülür . Bu öğretiler ile evin içinde olmanın ne kadar güvenli olduğunu öğrenen kadın dışarıda olup bitenlere karşı hem kayıtsız kalmaya hem de o dar alanın dışındaki her şeyden korkmaya başlar. Eve kapandıkça korkar, korktukça eve kapanır.
Devamını Oku...


İLK KADIN MODELİM ANNEM / ANNE - KIZ EVLAT İLİŞKİLERİ

   Ne garip bir ilişkidir anne-kız ilişkisi. Bağlılık ve bağımlılık arasında gidip gelen bir ilişki. Bağımlılığı büyüttükçe bağımsızlığın yitirildiği bir ilişki.
Devamını Oku...


PSİKOLOJİK AÇIDAN TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK

   Zordur Türkiye’de kadın olmak. Kendi hayatı hakkında söz sahibi olmamaktır Türkiye’de kadın olmak. Kırsalda ayrı zordur, kentte ayrı zordur kadın olmak.
Devamını Oku...


KADINA YÖNELİK ŞİDDET

   Şiddet, grup içi otorite sağlamak için karşısındakinin varlığını tehdit unsuru görmek ve onu sindirmek için karşı tarafa uygulanılan zarar vermeye yönelik davranış türü olarak tanımlanabilir. Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.
Devamını Oku...


NEDEN KADIN OLMAK

   Hep kadın cinsiyetinden olmanın ne kadar kötü, zor ve dezavantajlı olduğunu öğreniriz. Bugün kadınların oldukça büyük bir çoğunluğu bu toplumda kadın olmamayı tercih ettiklerini ifade ederler.
Devamını Oku...


Avrupa’da Yaşayan Türklerin Psikolojik Sorunları ve Çözüm Önerileri

   İki toplum arasında sıkışmışlık duygusu kişinin gelişimini çok sekteye uğratan bir durumdur. Ailenin, çevrenin kuralları, gelenek görenekleri ve beklentileri ile gencin çevresinin kuralları, alışkanlıkları ve beklentilerindeki ayrışma ne kadar büyükse, kişinin içindeki çatışma da o kadar büyük olur. Hangi “taraf"ı seçeceğimize karar verme zorluğunun yanı sıra, karar verdikten sonra da seçimimizin doğruluğundan hiç emin olamayız. Hangi “tarafı “seçtiysek, diğer “taraf”ın baskıları seçimimizi sorgulamamıza neden olacaktır.
Devamını Oku...


MASKULEN KADINLAR

   Modernleşme sürecinde dört duvarının dışına çıkmak zorunda kalan kadın, dışarıdaki dünyanın bir erkek dünyası olduğunu çok iyi biliyordu. Bu dünyada varolabilmenin kuralının da maskulenleşmek olduğu zannına kapıldı. Ve netice, bugün yumruğunu masaya vuran birçok kadın yönetici ve yönetici adayı var, işe giriş seviyesinde bile. Gençler arasında yumruk yumruğa kavga eden birçok “erkek gibi kadın” adayı, maskulen kadınların nasıl gittikçe daha hızla arttığını görmemizi sağlıyor.
Devamını Oku...


RÜYA ANALİZİ

   Rüya analizi rüyaları anlamlandırarak anlama olarak özetlenebilir.
Devamını Oku...


Okul Korkusu

   Okulların açılmasına az zaman kaldı. Bu sene de birçok aile çocukları ile bu sıkıntıyı yaşayacak. Okul ile ilk defa tanışacak olan çocukların rahat, güvenli, tanıdıkları ortamdan çıkıp tanımadıkları, kendileri gibi birçok eşitin olduğu, kurallara uymaları gereken bir ortama girmeleri bazı çocuklarda diğerlerine nazaran çok daha sarsıcı olabiliyor. Okul fobisi diye de adlandırılan bu korku, birçok ailenin nasıl baş edeceğini bilemediği, bazen de çaresiz olduklarını düşündüklerini bir durumdur.
Devamını Oku...


Toplumsal Cinsiyet Rolleri

   İnsan denen canlı türü biyolojik anlamda kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyetten oluşur. Bu bağlamda bu iki cinsiyeti ayıran ise onların üreme sistemleridir. Kısaca cinsiyet, her birimizin dünyaya gelirken yanımızda getirdiğimiz özelliklerimizden birisidir. Kadın ve erkeği tanımlamada önemli olan diğer bir faktör de kadın ve erkeğin değişik kültürlerdeki tanımlamalarıdır ki buna toplumsal cinsiyet denilmektedir. Biyolojik cinsiyetin aksine, toplumsal cinsiyet farklılığı, sosyal yapılandırma sonucu oluşmaktadır ve değiştirilebilir.
Devamını Oku...


Dispozofobi – Biriktirme / İstifleme Hastalığı

   Dispozofobi, kompulsif istifleme sendromu, biriktirme hastalığı ya da patolojik biriktirme DSM-V’e yeni girmekte olan bir bozukluktur. Dispozofobikler eşyalar ile ilişki kurar ve eşyaları değersiz, tehlikeli ya da sağlıksız olsalar bile atamaz, biriktirirler. Bu eşyaların bir gün bir işe yarayacağı düşüncesi öndedir. Bu bozukluğu olan kişiler eşyaları organize etme, sınıflandırma konusunda da sıkıntı yaşarlar. Bu atamama, biriktirme durumu kişilerin yaşam alanlarını yaşanmaz hale getirmelerine neden olur.
Devamını Oku...



Copyright 2007 © Onlineterapist.com - Tüm Hakları Gizlidir. Gizlilik ve Güvenlik    Tüketici Hakları    Tüketici Yasası
Designed By 2025 Arena